3 Mayıs 2017 Çarşamba

İkinci elmas goblen işim 🤸‍♀️

Herkese selam,
Günlerin hızlı hızlı akıp geçtiği sıpamın okula başlayıp, fıstığımın büyüdüğü zamanlardayım. 
Çok hobili olup hiçbirşeye vakit bulamamak nedir bilir misiniz? Ben şu sıralar onu yaşıyorum. Günlerin hızlı aktığını söylemiştim ya, sanki hızlı akmak değil de uçup gidiyor gibi. Bir bakıyorum kahvaltı hazırlıyorum bir bakıyorum uyku saati gelmiş. İki çocuklu hayat beklenenden zor ama bir o kadar zevkli benim için. 
Neyse bu kadar şikayet yeter. Görür görmez vurulduğum bir modeli aldım bu sefer. İlk yaptığımdan daha küçük. Daha hızlı bitmesi şu sıralar işime geliyor da. Malesef bu sefer kaliteden pek memnun kalmadım. Elimde japon yapıştırıcısı sürekli düşenleri yapıştırıp duruyorum. 

Yine aynı yerden sipariş verdim. Modelin yapımı çok kolaydı. Çünkü renkler daha büyük büyük dağılmıştı. Minik detaylı fazla bir bölgesi yoktu. Bir de gerçekten küçüldükçe daha rahat yapılıyor. 

Buraya kadar aman bu modelin neresini beğenmiş diyebilirsiniz. Demeyin :) bir kaç resim sonra tam olarak neyini beğendiğimi anlayacaksınız :)

Bu arada üstteki fotoğrafa bakınca neden işimin çabuk bitmediğini anlarsınız. Hem vakit yaratmam çok zor oluyor. Günde taş çatlasın 2 saatimi ayırabiliyorum, ki o da her gün değil. İkincisi tam keyif zamanıma denk geldiği için dizi izleyerek yapıyorum. Bu modeli yaparken bir adet Bates Motel, bir adet Girl Boss bitirdim. Şimdi de 13 Reasons Why izliyorum. 5. Bölümde bitirebildim elimdekini :) 
Şimdi aşağıya bakın ve ta daaaa

Şu düşen boncuklar bi bitsin de, hepsini japonlayıp doğru çerçeve yaptırmaya gideceğim. 
Yeni bir model sipariş ettim ali express ten. İnanılmaz fazla model, boyut seçeneği var. Bir de buradakilere göre çok uygun. Tabi gelir mi bilinmez. Gelir de düzgün gelir mi hiç bilinmez. Olurda kavuşursam yapar paylaşırım onu da. 
Bu arada neler yaptığımı merak eden olursa, 
instagramdan beni bulabilirsiniz.
Sevgiler 💞
Özge

1 Mart 2017 Çarşamba

Elmas goblen tablo - yorumlar, dikkat edilmesi gerekenler

Herkese merhabalar,
Mart ayı geldi sonunda, ilkbahar bize göz kırpıyor. Bir yandan kemiklerimiz bahar yorgunluğundan ağrıyor, diğer yandan alerjiler yüzünden gözler burunlar kaşınıyor. 
Normalde ben sonbahar insanıyım, kışa da hayır demem ancak bu sene bir ilkbahar özlemi vardı içimde. Sonunda güneşi görmeye başladığımız içimizin ısındığı günler geliyor 🙆 
Ben dialands goblenime ara vermiştim, aslında salon masasında yapmak zorunda olduğum için yemekli misafir ağırlayacağım bir gün başka bir odaya kaldırdım ve bir daha yoğunluktan dönemedim, sonra gözden ırak olduğu için yeni işlere geçtim şuncazımı unutup. 
Blogda yapılan yorumları gördüğümde ve en çok tık alan postumun kendisi olduğumu farkettiğimde hemen elime aldım ve başladım boncuklarını yapıştırmaya. 
Insagram sayfamdan arada paylaşıyordum gelişmeyi :) kısaca resimler aşağıdaki gibi;
 

 

Ve sonunda bitmiş fotoğraf aşağıdaaaa;
 

Beklediğimden daha güzel oldu. Tahmin ettiğim gibi şangıl şangıl, pırıl pırıl. Ama bu resime o parıldaklık çok yakışıyor. O yüzden sırıtmadı bence. Sipariş verirken mutlaka parlak olacağını hayal edin resmin. Sonra sürpriz ile karşılaşmayın. 
Şimdi bir kaç kendime not ile postuma nokta koyayım.  
  • Sadece yapabileceğin kadarını aç, fazla açma, senin elinde süründükçe üzerindeki yapışkan işlevini kaybedebiliyor. 
  • Sakın sakın sakın bir yere kaldıracaksan katlayıp kaldırma. Bunda kaldırdın şimdi tam ortada bozulmaların var. İlk elin günahı olmaz diyerek kullanacaksın ama ne gerek vardı yea.                                                                                
  • İşi yapacaksan çok ara verme. Yapışkanlar çok hassas. Elinde tutkal geziyorsun sonra boncukları yapıştırmak için. 
  • Bir de yapmayacağın şeyi tam yapacağına emin ol öyle sipariş et. Evde bekletme. Sıcağı sıcağına yap. 
Herkese mutlu ilkbaharlar, eğer daha önce okumadıysanız goblenin eve geliş hali, yapılışı vb. bilgilerin bulunduğu postumun linkini şuracığa bıraktım.

İyi geceler, günaydınlar, sevgiler.  
Özge 

1 Aralık 2016 Perşembe

Deneme 1-2-3 deneme. Tapestry crochet

Bir bunu denemediğim kalmıştı tığ işinde, onu da denedim rahatladım şimdi :)
Herkese selamlar... 
Aslında hiç aklımda değildi şu wayuu denemesi, ki çok araştırmadan yaptığım için kendisini pek bi wayuuluğundan da emin değilim. Herşey salondaki dağınık ötesini toplamaya çalışırken eski iplerimi bulmamla başladı. 
Elimde 4 tane ip, günlerdir yapıyorum bozuyorum. Genelde böyle durumlarda yettin artık der bir yerlere kaldırırım güzelim iplikleri :) ama bu sefer inadım inat. Yastık falan mı yapsam ne yapsam bunlardan. #yarn #yarnaddiction #yarnporn ➖➖➖➖ started several projects with them and gave up :) now this will be the last try. Hope to make something nice 💕😎

Elimdeki işleri bitirmeye az kala bende bir aranma hali başlar hep, kendimi gaza getirme tarzım da diyebiliriz, hadi şu bitsin buna başlarım, ay nasıl olacak merak ettim hemen bitse de başlasam gibi bir takım gazlar fevkalade yararlıdır belirtmeden edemeyeceğim. 
Neyse, bulduğum eski ipler ile ne yapacağımı bulmam bile günlerimi aldı. Fikir aslında yastıktı en başta. Evdeki yastıklarımı hiç sevmem, her sene bi elime ip geçer salona yastık yapmaya kalkarım ama hep sonu hüsran olur o ipler başka bir şeye yar olurlar. Yine mevzuu heh aynen böyle başladı. 
Önce dedim ben bunlardan minik motifler yapıp birleştireyim. Sonra başladım vazgeçtim. Sonra dedim öreyim bi model bulup. Ondan da vazgeçtim. O arada instagramda gezerken popcorn stitch ile şemalı gibi iş yapan bir bayanın sayfasına denk geldim, tam da şansıma renk  değiştirmeyi anlatıyordu. Gördüm dedim ben bi rapor çıkarayım kendim, onu örerim renk değiştire değiştire. Oğluşun rengarenk boya kalemleri sağolsun, onu da bir güzel çizdim ettim beğendim başladım yapmaya.
 
Benzer renkleri bulamasak bile önden bi nasıl görünecek diye bakmak lazım 🤓😳

 Ama sonuç yine yaparken içime sinmedi. En son bir şekilde pinterest gezilerimden birinde tapestry crochet ile karşılaştım ve dedim ahanda budur. Ben bu iplerden çanta yapayım :) 
En azından örgü için hazırladığım rapora sadık kalarak başladım yapmaya.
Renkler böyle böyle kullanılıyorlar :) arkadan minnak elleriyle saldırmaya çalışan velet günlerdir uyumuyor. Ben de hiç birşeye zaman bulamıyorum haliyle. Uyusunda büyüsün ninni o zaman 😜 ➖➖➖➖ I think this is #tapestrycrochet :) first time trying and love it. I always love to work with finer yarns, but this seems never finish 🙈 hope to see a finished project #crochet #lovetocrochet #crochetaddict

Sonuç için bir kaç notum var. Pattern çıkarmadım ama isterseniz yorumlarda belirtin hazırlayabilirim. Yap yap bitmeyen işlerimden birini daha bitirmenin haklı gururunu yaşarken hepinize esenlikler diler, bu iş ile ilgili notlarımı okumanızı tavsiye ederim. 

Uzadıkça uzadı :) ipler suyunu çekmeye başlayınca artık altına ve saplarına geçme zamanıdır dedik, fena mı ettik 😜 ➖➖➖ there is a flu session in our home. Too much going on but less to share :) hope to start bottom of my bag tomorrow, as this is my first time for #tapestrycrochet did not think about doing the bottom first ☺️🙈 #crochet #crochetaddict #crochetbag

  • Öncelikle çok ince bir iple çalışmayın, mümkünse kalın kalın geniş geniş yapın. Yoksa bitmiyor, uzadıkça uzuyor, ömrünüzü yiyor. 
  • İkincisi yapacağınız çantanın modeline de karar verin. Clutch için farklı, normal bir çanta için farklı yol izlemeni gerekiyor. Sonra ben bundan vazgeçtim şunu aceba şöyle mi yapsam diye düşünüp sökmeye cesaret edemezsiniz ben diyeyim. 
  • Eğer benim çantama benzer bir çanta yapacaksanız muhakkak tabanından başlayın, sonra dikmek zor oluyor. Sadece onun zorluğu değil aslında. Çanta ebatı da tahminlerinizdeki gibi olmayacak söyleyeyim. 
    Buradan bakınca biraz tipsiz gözükse de gözüme, çanta altı olarak çok bi kötü değil herhalde. Kasım hastalıklarına en ağır yakalanan minnak kuzu dibimden ayrılmıyor, suratsız ama sevimliyiz 💕😷 ➖➖➖➖ this is not exactly what I imagine for the bottom of my bag, but if you don't have much yarn, you have to accept what you have. Even ds did not like it at all 🙈 hope to like it after I finish 😋

  • Biraz pinterest karıştırırsanız harika modeller bulabilirsiniz, ben hali hazırda evde olan ipler olduğu için kendim rapor çıkarmayı tercih ettim, yarısına gelince o kadar güzel fikirler gördüm ama geri dönemedim :) baştan yapın şunu azizim. 
  • Eğer ebatları internetten bakacaksanız (benim gibi) lütfen adamların yazdığı ebata uyun, sonuçta bir bildikleri var yazmışlar, uyarı da olmadığına göre "yok yok eni boyu aynı mı olurmuş ben eniyisi biraz uzun yapayım" dersiniz şekli bozulur (referans : kendim)
  • Sapı için de hiç mi çantanız yok, kafanızdan ölçü uydurmayın, bir zahmet kalkın ölçün. 
  • Ağzını büzgülü yapacaksanız üstten 5cm gibi bir mesafe bırakacağınızı unutmayın(delikli bölgeden sonra yani) çünkü unutunca son dakika yapıyorsunuz o da yapılınca bi garip duruyor.  
Umarım wayuu - tapestry yapmadan önce yazdıklarımı okuma şansı bulabilirsiniz. Böylece ilk yaptığınız işdışarıda  takılacak gibi olur. İçeride dizisinin miniği ebatlarındaysanız okuduklarınızı unutun çünkü bu tam size göre oldu sanki :) 

Sevgiler
Özge

3 Ekim 2016 Pazartesi

Ve bir goblen biter --- Nehir kenarında bir oğlan

Herkese selamlaaar, 
Yakın yaşlardaki iki çocuk ile başa çıkmak gerçekten beklediğimden zor, özellikle yaz dönemi çok yorucu ve düzensiz geçti. Kurban bayramı ile birlikte bütün bir yazı arkamızda bırakıp kışlık yaşantımıza geri döndük. 
Oğluş okula başladı, anne evin prensesi ile daha bi çok ilgilenmeye başladı, bir yandan diş çıkaran bir yandan büyümeye çalışan zilli için bu ilgi çok iyi geldi tabi. 
Gece uykuları çok düzensiz, ancak gündüz çok iyi uyuyan bir kızım var. Bende de gündüz uyuyamama diye bir saçmalık olduğu için el işimle uğraşacak çoook zamanım oldu. Sonuçta bittii (burada zılgıt devreye girecek---tililililii) 

Şimdi bu güne kadar başıma gelen en bela şey bu goblenimde de mevcut. Yamuk oluyor bunlar yahu :) bu sefer anladım ki kasnak kullanmak bu yamulmayı azaltacak. Mesela bu çalışmada üst bölümü yaparken kasnak kullandım, sonra kasnakta çıkartıp devam ettim. Sonuç: kasnak çıktıktan sonra yamulduk :) ama üstler fena değil. Bundan sonraki işimde kasnak mutlaka kullanılacak. 
Sevgiler. 

25 Ağustos 2016 Perşembe

Ev yapımı oyun hamuru

Yaz günleri böyle işte, hiç birşeye vakit bulamayıp bir sürü şey yapılan aylar. Havalar soğumaya başlayınca mutlu olanlardanım ben, kendime daha çok vakit kalıyor, gezmeler azalıyor, işler daha hızlı halloluyor sanki. 

İki çocuklu günler beklediğimden çok daha zor geçiyor gerçekten. Annelikten mi yoksa karakterimden kaynaklı mı bilmiyorum ama acayip bir yetememe duygusu ile karşı karşıyayım. Büyük sıpama yeteri kadar vakit ayırmaya çalışınca (3,5 yaşında olduğu için birlikte birşeyler yapmayı inanılmaz seviyor ve sürekli istiyor çünkü) küçük kızım (7 aylık olduk sonunda) çok yalnız kalıyor. İkisini dengelemeye çalıştığımda oğlum azalan ilgiden şikayetçi oluyor. Dengeyi henüz kurabilmiş değilim. Önümüzdeki hafta oğlum artık back to school moduna geçeceği için umuyorum daha dengeli gideceğiz. 
Bu aralar büyüyen ve ilgisi herşeye çok artan oğlumu faaliyetle doyurmaya çalışıyorum, her güne birşeyler buluyoruz birşekilde. 
En büyük kurtarıcım pakolino faaliyetleri, hem çok hevesle yapıyor hem çok eğleniyor hem de çoğuyla daha sonra da oynayabiliyor. 
Boyama kitaplarını 1,5-2 yaş civarı çok severek yapmıştı, ancak artık aynı hevesle yapmıyor. Mecbur kalırsa yapıyor anlayacağınız, ama boş sayfaya resim yapmak onun için daha bir eğlenceli sanırım. Gerçi benim için de çok eğlenceli oluyor. Bir kaç yuvarlak yapıp işte bu anne bu baba bu da kardeşimle ben demesi var olan birşeyi boyamasından daha çok mutlu ediyor beni. Büyüdüğünü görüyorum belki de. 
Arada bir değişik şeyler yapmayı da seviyoruz. Mesela bugün ev yapımı oyun hamuru denedik. Aslında bir yere kadar çok başarılıydı ama sonunda pek beklediğim gibi bitmedi. Gıda boyasıyla renklendirme işine daha pratik bir çözüm bulmak lazım sanırım. 
Tarifi yabancı sitelerden birinden buldjm, krem tartar içeren pişirilen tipleri de var ama ben evde ne varsa onunla yapmak istediğim için o tarifi değil, pişmeyen tarifi uyguladım. Ancak onu da bir çok değişikliğe uğrattım tabi. Unundan mı suyundan mı bir kerede tam tarifle istediğim sonucu alma şansım olmadı benim bugüne kadar. 
Tarifimize geçecek olursak;
-4 bardak un
-1,5 bardak tuz
-3 yemek kaşığı ayçiçek yağı
-1 bardak su (sonradan 2 yemek kaşığı kadar daha su eklemek zorunda kaldım) 
-kırmızı,sarı,mavi gıda boyaları


-Öncelikle 4 bardak (ben resimdeki klasik kahvaltı takımında olan çay fincanlarından kullandım bardak olarak) un ve 1,5 bardak tuz kaba alınır. Birbirlerine iyi karışmaları için biz bu iki malzemeyi oğlumla birlikte bir güzel karıştırdık, unları ve tuzu da karıştırma kabına kendisi aldı çok mutlu mesuttu


-1 bardak su ve 3 yemek kaşığı yağ eklenir ve yoğurulur. Bana su yetmediği için arada biraz ekleme de yaptım bildiğimiz oyun hamuru kıvamına getirdim 

-Sonra geldik bizi mahveden bölüme, gıda boyaları. Kırmızı renk sulu bir gıda boyasıydı, ancak buna rağmen, uzun süre yoğurmama rağmen malesef renkleri homojen karıştıramadım. Diğer iki renk toz gıda boyasıydı, bunları katarken birazcıkta yağ ekledim çünkü kesinlikle karıştıramadım. 
Sonuçta tipini hiç beğenmediğim çok enteresan oyun hamurlarımız oldu. 
Ancak bizim oğlan hayatında hiç oyun hamuru görmemiş gibi o kadar mutlu oynadı ki anlatamam. Zaten yapımda da emeği geçtiği için aldığı haz paha biçilemezdi :) 

Tabi bu arada kızım sıkıntıdan çatladı o ayrı. Aslında o uyurken başlamıştık biz bu işe ama hem beklediğimizden uzun sürdüğü için hem de kızım diş çıkardığından kuş uykusu yaptığı için daha renklendirmeye geçmeden uyandı. 

Bir oyun hamuru maceramız burada sona erdi :) bir dahaki denemede 3 rengi de ayrı ayrı yoğurup yoğurma esnasında kullandığım suyun içine gıda boyasını karıştırmayı düşünüyorum, belki daha iyi sonuç alırım. Eğer sizin de bildiğiniz birşey varsa homojenliği nasıl arttırabileceğime dair, lütfen yorum atın ya, canım çıktı gerçekten. 
Bir de dipnot: gıda boyaları hiiiiiç masum değil 
İşlem bittiğinde elim 
Kaç kere yıkasamda bir türlü çıkmayan elim. 

Sevgiler
Özge

instagram:Mrsluckytooth 
snapchat:fozgeg
twitter:mrsluckytooth






8 Şubat 2016 Pazartesi

Kısa bir bilgilendirme

Sanılmasın ki unuttum ben bu blogu☺️

Aslında amacım daha iyi bir blog yazarı olabilmekti, efendim haftada en az üç post, bebek gelene kadar bir sürü kanaviçe, tığ işi falan. Evdeki hesabı çarşıya uyduramadık. Önce hastalıklar biraz beni uzak kıldı herşeyden, sonra oğluşun hastalıkları. En son Ocağın ilk haftası, Alp paşa 100üncü hastalığını anne de 6. Hastalığını (ki 2 kere antibiyotik kullanarak) geçirince karnımdaki bebeye de yazık diyerek okula göndermeme kararı aldım. 
Sonra oğluş toparlandı, sümükler öksürükler bitti, anne iyileşti ama tabi ağırlaştı, sonuçta 34. Haftadan sonra bel ağrısı falan başlıyor tabi, ne hobilerime zaman ayırabildim ne bişey. 

Biz bu arada oğlum iyileşsin diye pek evden de çıkmadık yani, genel evde takılan bir halimiz oldu, arada bir iki kez yemeğe gittik o kadar. Hem salgınlar diz boyu herkes biliyor, dedik biri hamile diğeri junior biz en iyisimi başımıza bela almayalım. Evde bir güzel faaliyetler yaptık, pakolino aldık, anne snapchate sardı faaliyetler yayınlandı falan. 
İşte en son hatırladığım faaliyetimiz yuksrıdaki kelebek yapıştırma faaliyeti. Akşamına rezalet bir griple başa çıkmam gerektiğini bilmeden iyi eğlenmiştik aslında oğluşum ile, danslar oyunlar falan bir mutluluk bir neşe. Akşam üzeri titreme ile başlayan lanet nöbetler sayesinde 10 güne yakın yatmam gerekti, hem de influenza A yani ayıptır söylemesi domuz gribi. Karantinaya alınamadım, boşa koysalar dolmadı doluya koysalar almadı çünkü, normal domuz gripleri gibi ağır değildim, o yüzden hamile olduğum kapma riskim fazl olduğu için normal karantina katına alamadılar, hamile katına da alamadılar yeni doğanlar falan hepsi risk altında olurdu çünkü. 
Sonuç elimde grip ilacım ve maskemle doğru eve geldim, ertesi gün evde herkes maskeliydi ve annem babam oğluşumu da alıp evlerinin yolunu tuttular. Yaklaşık 7 gün uzak kaldım oğlumdan. Bulaşıcılık süresi geçer geçmez geldiler. Tabi ben bu arada kendime pek iyi bakmadığım için 3 kilo kaybetmiştim. Nstler de biraz bebeğin deli deli hareketleri yüzünden riskliydi, 36. Haftadan itibaren 2 günde bir nst başladı takip için. Tam 37+0 oldum ki kızımın suyunun bittiğini farkettik ( ki kendisi hiç sorunlu bebek olmadı, hep benim sorunluluğum yani :)) 28 Ocak perşembe günü sabah nstden sonra ultrasona girip aslında 4 veya 8 Şubatta planlanan (ki ben 02/02 olsun istememe rağmen drum olmaz diyordu erken diye) doğumum jet hızıyla akşam üzeri alalım a gitti :)
Eve gel hazırlan çikolataları hallet falan derken ilki kadar kalbalık olmayan bir ekip ile hastanenin yolunu tuttuk. 

Sonrası şu şekil :) 
Bu arada kapı süsü akşam bana geldiği için hastane kapısı süsümüz farklı oldu, sonra da pislenmesin dediler kullandırtmadılar. Kuzenimin eşi yaptı çook sağolsun, inşallah bu gün evimizin kapısına asarız :) sonra da odasına zaten. 
Bir de bu sefer doğum fotoğrafçımız oldu :)) abili kardeşli kanlı revanlı bir sürü fotomuz var. Ki ben henüz göremedim. Onu da görürüz inşallah :)
Öykümüz doğdu, sağlıkta sorunu yok maşallah, şu an yanımda yatıyor. 11 günlüğüz :) gaz çıkarmayla uğraşıyoruz. 
Yakında hobilerime geri dönüp bol bol postla karşınızda olurum umarım, şimdilik biraz yorgun biraz da şaşkın olduğum için zor :) 
Kızımı oğlumu kendimi paylaşmayı bi severim bi severim, instagram : mrsluckytooth snapchat: fozgeg bulabilirsiniz beni. 💕💕💕💕 
Sevgiler...
Özge













14 Aralık 2015 Pazartesi

Long time no see

Bu sefer böyle oldu, ne oğluşumun hastalıkları bitiyor, ne benimki bitiyor. 31. Haftanın sonuna geliyorum. Aslında takvime göre 15 Şubatta doğacak olan 30 haftalık bebem olmalı ama 1 hafta önden gidip 8 Şubata doğumunu çeken bir bebem var. Sezeryan doğum olacağı için tahmini doğum tarihimiz de Ocak sonuna çekildi. 
Bu hafta kontrolde anlarız gerçi anyayı konyayı. Son kontrolümde suyumuzun biraz azaldığından bahsetmiştik, bakalım bu sefer durumumuz nasıl. 
Aslında ne güzel hafta hafta anlatıyordum ben şu hamileliğimi ama sonradan hem hevesim kaçtı, hem işlerim çoğaldı, hem oğluşun hastalıkları arttı falan derken salladım sanırım. 
28. Haftada şeker yüklemesi yaptırdım. 50lik. Açlık 95, tokluk 135 çıktı ilk saatte. Doktorum biraz fazla olduğunu diyetisyene gitmem gerektiğini söyledi. Özel hastaneye gittiğim için her şeye yönlendirmeye meraklılar ben de başka bir şehirde yaşayan devlette kadın doğum uzmanı olan bir arkadaşımla bağlantıya geçtim. Normalde açlık sınırı 95 tam sınırdayım, ama 1 saat tokluk değeri 140 altında olmalı ki matematiksel olarak kesinlikle altında :) o kadar takma, biraz ekmeğini değiştir, pirinci-makarnayı azalt, tatlıyı azalt düzelir ama 1 ay sonra testi tekrarla dedi. 75lik istedi o ama bilemeyeceğim tabi bizim dr ne der.
Sonuçta diyetisyene gitmeden halletmeye çalıştım. Tabi bendeki bu rahatlığın esas sebebi hem toplamda 5 kilo almış olmam hem de bebede hiç bir sıkıntı olmaması. 
Bu hafta test tekrarında anlayacağız neler olacak. 
Bir de artık doğum konuşuruz demişti doktorum. 
Bunun dışında ne kadar magnezyumuma dikkat etsemde ilaçlarımı alsamda kramplar girmeye başladı geceleri. Bağıra bağıra uyanıyorum. 
Sonunda oğlumun yeni odasını boşalttık, sırada eşyaları var. O da bir ay sürünür ben doğuracak mıyım çocuk odası mı hazırlayacağım şaşırırım artık.
Oğluşumun hastalıkları bitmiyor, ishal virüsü kapıp 2 hafta hasta yattı geçtiğimiz at. Aslında ben ondan da şekeri tavan yapmış olabilirim çünkü çok üzüldüm. Gerçi dünyanın tatlısını yedim öyle böyle değil, ondan bile olabilir yani :) Neyse oğluş şimdide feci öksürük durumunda, balgam çıkarıyor küçük bedenden. Sabahleyin, yatağına kusmuş, ama ilk kez kusmukla karşılaştığı için anne çok tükürdüm diye ağlayarak uyandırdı beni. 
Fotoğraflardan farkettiğim kadarıyla bu üzerindeki de hastalık forması olmuş :) 

Ben ağırlaştım sanki, sıkıldım da çok. Yediklerim içtiklerim de kısıtlandı ya iyice bastılar beni :) Kızımın giysilerini hallettim çoktan bu arada, şimdi battaniyesine başladım, umarım oğluşum hastalıkları biterse yetiştireceğim.

Benden haberler bu kadar. Yılbaşı alışverişlerine başladım bu arada, acayip indirimler var kozmetikte. Estee Lauder blockbuster set benim oldu mesela :) 

maksimuma 7 taksitle aldım tabi, aslında bonus varsa boynerden alışverişte 300₺ ye 50₺ puan verdikleri için 100₺ daha karda olacaktım ama kısmet değilmiş :) 
Parfüm alışverişinde 219₺ye alabiliyorsunuz blockbuster seti, bir de bir alana ikinci üründe yüzde 50 indirim olduğundan double wear fondöteni yarı fiyatın kaptım birde :) Parfümümü çok beğenerek aldım, doğurunca umarım aynı olur parfüme tepkim, çünkü yarım koku alıyorum şu anda :) 

Neyse bu kadar lak lak yeter. Bu hafta sonuna doğru aylık hobi raporumda görüşmek dileğiyle. 
Sevgiler
Özge