16 Eylül 2015 Çarşamba

İlk kez hazırlanan kışlıklar

Eveet, sonunda ben de klasik kışlık hazırlayan bacılar kervanına katıldım, kesinlikle de bayıldım.
Her sene yapacağım, yaptıklarıma yenisini ekleyeceğim :)
Bazı şeyleri ilk kez yaptığım için önce bu sene deneyeceğim beğenirsem seneye bir daha yapacağım. Hatta seneye bende kışlık tarif veririm belkim :)

Olayın başlangıcına geleyim hemen. Yazlıkta bir baktım millet kasa kasa domatesleri alıyor koca koca kazanlar kaynıyor. Geçtiğimiz sene annem domates suyu hazırlamıştı aslında bana ama hazırladıkları kabuklu olduğu için benim sıpam ne çorba ne yemek hiç bir şey yemediği için kullanamadım, açıkçası bende pek hoşlanmam domates kabuklarından ama annecim kendini yorarak bana bunları hazırladığı için ağzımı açamıyordum tabi.

Neyse bu sene bir gaz kendim başladığım için bi güzel soydum, kah doğradım kah rondoladım, kah rendeledim kah blendırdan geçirdim. Bir sürü teknik denedim yani.
Domatesleri soyarken tek tekniğim vardı, önce kaynar su, sonra buzlu su. Pat küt elinle bile soyuyorsun. İnanılmaz rahat oluyor bence. 5 kiloda 15dk farkettiği için bence hep yapılabilir, he vitamini kabuğunda mantığındaysak soymayalım tabii ki :)

Maceramın başlangıcında annemlerin bahçesindeki 5 kilo kadar domates ile güzelce menemen sosu hazırladım. 

Step step anlatırsam;
- Domatesleri bir güzel yıkayıp soydum.
- Sonra hepsini küp küp doğradım, öyle minik minik değil normal normal.
- Bir güzel kaynattım.
- Aynı zamanda bir kenarda yine bahçemizin dolmalık-çarliston babam ne topladıysa o cins biberlerinin çekirdeklerini çıkardım. Bunları minik minik doğradım.
- Biberleri yağda kavurdum.
- Domatesler hazır olduğunda biberler ile birleştirip hiç beklemeden kaynamaya devam ederken kavanozlara doldurdum. - tamam tamam annem doldurdu, ilk yapışımdı ne yapalım :)-
- Ters çevirip bir gece beklettim, sabah kontrol edip kaldırdım.

Sonra bahçedeki mahsul bitti, biz de komşulardan gördük gaza geldik tam o ara diyelim, 1 kasa (rivayete göre 22 kg) domates alıp domates suyu hazırladık. 


Bununda step step anlatımına geçelim;
- Önce bütün kasayı süper hızlı bir şekilde soydum.
- Tahminimce 15-17 kg domatesi dörde bölüp tencerenin içine aldım.Bir güzel kaynamaya bıraktım.
- Güzelce kaynayıp yumuşayınca altını kapatıp blendırdan geçirdim - tamaaam annem geçirdi -
- Sonra bir güzel kaynatmaya devam ettim. İstediğim kıvama geldiğinde (ben öyle çok kaynatmıyorum, genelde çorbada kullandığım için sulu olması işime bile geliyor) içine tamamen göz kararı şeker, tuz ve zeytinyağı ekleyip birazcık daha kaynattım.
- Yine kaynar kaynar kavanozlara koyup ters çevirip bir gece beklettim.
- Kalan 5 kg domatesi de küp küp doğrayıp blendır işlemi dışındakileri yaparak kapattım, makarna sosu yapmak için ayırdım.

Bu yettimi dersiniz, tabii ki hayır, bi 10 kg daha domates alındı bizde hemen, üçüncü partiden neler mi çıktı, onları da yazayım hemen;
- 5 kg'ı ile normal blendırdan geçirdiğim domates sosunu hazırladım hop çevirdim kaldırdım.
- Kalan 5kg ile süper kahvaltıda yemelik sos hazırladım. 
Bunun için 5 kg domatesi bir güzel rendeledim.
- Rendelediğim domatesleri kenarda beklettim ve böylece suyu biraz üzerinde kalmış oldu. Annecim sağolsun sabırla o suyu üzerinden aldı bir kenara, sonra kullanmak için ayırdı.
- 2 tane kırmızı biberi ve 1kg (biraz daha fazla da olabilir) bahçemizin dolma olmayacak kadar küçük dolmalık biberleri bir güzel çekirdeklerinden ayırdım, kabaca doğrayıp rondodan çok ta eritmeyecek kadar geçirdim.
- Domatesler kaynayıp biraz kıvamını alınca biberleri içine ekledim. Biraz birlikte kaynatıp içine zeytinyağı ve elma sirkesi, şeker, tuz ekledim. Fazla kaynatmadan çok az maydanoz kıyıp onu da içine kattım ve hemen kavanozlara doldurdum.

Bunlardan sonra tabiki bende bir bel ağrısı bir kalça ağrısı abooov dedim. Zaten arabada da daha yer kalmaz deyip hoppidik İstanbula geldim. Buraya gelmeden önce babacımın ve kayınpederimin baya bi emek harcadıkları bahçemdeki domateslere ve biberlere birşey olmadan toplasın diye kocacımı acayip baskılamıştım zaten. Yaklaşık 7-8 kg domates 1 kg sivri biberim oldu nur topu gibi. Yazlıktan dönerken de biber alışverişi yapmış olduğum için geldikten sonra kendime uygun boy - yani küçük kavanozlar alıp bir tur daha kahvaltılık domatesten hazırladım.
Ama kırmızı biberi biraz fazla, sivri biberi biraz daha az, domatesi rondodan geçirdiğimden mi ne biraz daha sulu, sirkeyi evde sadece white wine ve balzamik kaldığı için onlardan kullanarak yaptığım, yağını biraz fazla kaçırdığım, biraz fazla kaynatmak zorunda kaldığım, falan filan filan falan olduğu için daha değişik birşey oldu :) 

Kavanoza sığmayan ufak bir parçayı tattım ama açıkçası pek birşey anlamadım desem yeridir. O yüzden pek te güvenip tarif yazmıyorum, bir tadayım güzelse ayrı bir postlarım onuda.

Bitti mi dersiniz - tabii ki hayııır. Biz kahvaltıda biber kavurup lorla yemeyi çok severiz. Biberlerim bozulmaya yüz tuttuğu için ve tabiki çok olduğu için bunları da güzelce kışlık yaparım ben dedim, sonucunun ne olacağını bilemediğim için korka korka yaptım ama olsun.

- Evdeki kalan çarliston biberleri bir güzel yıkadım pakladım çekirdeklerini çıkardım.
- Güzelce hepsini doğradım, sonra biraz zeytinyağı kızdırdığım vok tavada bir güzel kavurmadan yağlı - kızartmadan hafif birşey yaptım.
- Bir güzel tuzunu ekledim altını kapattım.
- Bu sefer değişiklik yaptım ve soğumaya başladıktan sonra kavanozlara koyup kavanozları da tencereye koyup 5 dk kadar kaynattım.
- Sonra yine ters çevirdim hop beklettim.

Bu hafta pazarda dolaşırken güzelim kıl biberleri görünce dayanamadım :) 1 kilo aldım.
- Yıkadım pakladım çekirdeklerine dokunmadım. Gelişi güzel bir kaç parçaya ayırdım.
- Zeytinyağını kızdırıp kıl biberleri içine attım bir güzel kızarttım.
- Bu arada 750 gr civarı domatesi rendeledim bir kenarda kaynatmaya başladım.
- Kaynayan domatese klasik tuz şeker takviyesi bir damlada zeytinağı ekledim. Çok fazla kaynatmadım.
- Biberlere domatesi ekleyip pek fazla kaynamasına müsade bile etmeden kavanozlara doldurdum.
- Ters çevirip 24 saat beklettim.

Sırada patlıcanlarım var. Bir güzel patlıcan kızartıp domatesle şakşuka kavanozlayacağım. Anaaam bu ne hamaratlık. Onu da yarın yaparım daha sonra yazarım.
Hee bunların kışın tadı güzel olur mu onu bilemem :) ama şimdilik tattıklarım güzeldi. Buzlukta da sakladığım oldu daha önceleri, ama sanki buzluk kokusunu değiştiriyor gibi geldi. Bakalım bu şekilde herhangi bir değişiklik olacak mı.

Ay yazarken yoruldum umarım okurken sıkılmazsınız. Sıkılırsanız aşağıya yazın lüüütfen. Blog işinde yeniyim, derseniz postu ikiye böl bölerim.

Sevgiler
Özge

13 Eylül 2015 Pazar

Aylık her telden hobi raporu

Malum, yaz ayları sıcaktan mı bilinmez hobisel anlamda biraz verimsizdir, bir de benim bu seneki özel durumum eklendiğinden acayip verimsizdi.

Şu anda devam eden 3 projem var, biri bayağı bir yavaş ilerlemekte, ki işin olayı bu, yavaaş yavaş yapacaksın beni yoksa kör olursun diyor. Tabiki bu bahsettiğim işim goblenim. 
Oğluşumun odasına yapıyorum kendisini, umarım baby gelmeden yetiştirebilirim, neredeyse 3 te 1 i halloldu :) 

İkinci işim ise sevgili yeni hobim elmas taş yapıştırma işi. Aslında inanılmaz hızlı yapılıyor, önemli olan başında oturabilmek. Ben yeni oturacağım, en son tatile gitmeden önce elime almıştım. Onunda durumu aşağıdaki gibi;
Olunca muhtemelen süper birşey olacak bakalım bakalım. 

Son olarak elimde ekim sonunda göreceğimiz çok yakın arkadaşımın paşasına başladığım battaniye var. Şu an daha içime sinmeme durumunda, yarılayım da bir, yine sinmezse başka yaparım. 
Fikir aklımdayken süperdi, ama yapım aşamasında beklediğim elektriği almadım kendisinden. Umalım güzel olsun, yoksa işim zor, elimde çok iş birikti çünkü. 

Bugün yine kalça ağrımla başbaşayım, tamam biraz fazla gezdim kendim kaşındım ama ağrımayaydın iyiydin diyor, gönderimi sabah 9da yayınlamaya kurmaya çalışarak hepinize iyi akşamlar diyorum, wordpresste ne kolaydın sen. 

Sevgiler 
Özge



12 Eylül 2015 Cumartesi

13-16 arası

Bu kadar da geç yazacağımı tahmin etmemiştim. Aslında geçtiğimiz hafta evimize döner dönmez yazacaktım başımdan geçenleri ama gündem tadımızı tuzumuzu kaçırınca maalesef hayat devam eder olamadı benim için. Unutmadan yazayım diye diye sanırım biraz unuttum bile. O yüzden uzatmadan hafta hafta başımdan geçenleri anlatmaya çalışacağım.

13. Hafta:
Bu hafta sonunda tatile çıktığımız hafta oluyor efendim.
12. Haftanın sonunda baktım ki midem çok bulanmıyor, haydi dedim yolculuk başlasın. İlk söylemek istediğim İstanbul-Bodrum arası acayip bel ağrısı yapıyor. Bu sene inat edip arabayla çıktık yollara, geçtiğimiz yıl gittiğimiz otele jet rezervasyon yaptırarak acaba uçağa binsekmi diye düşünmeden topladık valizlerimizi gittik.
Uçağa binmek istemememizin sebebi hamilelik değildi, geçtiğimiz sene rötarlar transferler falan derken 10 saatte otelden evimize vardığımız için dedik ki arabayla ne sürcek yea olmadı mola veririz, 12 saatte (dünya kadar mola vererek) girdik otele.
Neyse, bu haftanın hamile halimden kalanları ise feci tuvalet problemi yaşamam, günde kaç kere tuvalete çıktığımı bilmiyorum desem yeridir. Yemek yememe de engel oldu tabi, hem herşeyi içim almadığından hem de ishalden sebep inanılmaz iştahsızdım. İçecek falan da istemiyor insanın canı, sadece boool bol su içtim ve kahveye yeniden başlayabilmenin acısını çıkardım :)

Kalça ağrılarım bu ara başladı, bir de kramplarla yüzleştim. Onu sodayla çözdüm şimdilik, günde iki adet soda kendime de getiriyor sanki beni.

14. Hafta :
Yolumuz tatil sonrası yazlığa düştü. İstanbulun sıcak havasından bunalan oğluşumla ben babamızı işe gönderip 2 hafta yazlıkta yaşadık.


Bu hafta normal anne yemeği yediğimden ishalden kurtuldum, maalesef tersine döndü dünya 3 günde bir girebildim wcye bu ayrı.
Yediklerimin çeşidi arttı. Soğan kokusuyla aram süper, tek sorunum çoban salata mide yanması yapıyor, bir de bebemi göresim var o kadar :)
Anneannemizin yazlığı Keşanın bir köyünde, o yüzden domates biber bol bol olduğundan kendimi kışlık domates suyu-menemen-kahvaltılık domates biber hazırlamaya adadığım için, ve kendimi acayip yorduğum için kalça ağrılarım coştu. Yatsam kalkamıyorum, oturarak uyumanın yolunu bulsam nolurduu!!





15.Hafta:
Aman yarebbbiii, bu terbiyesiz hormon başımın belasımı ne!
Yine 2 gün yemek yiyemeyip öğürdüm, üzüm ve tostla yaşadım. Kurtuldum diyorum yine geri geliyor, halbuki ben ne güzel balık bile yiyordum haftada iki gün.
Yanlış hatırlamıyorsam oğluşa hamileyken 16. Haftadan sonra düzelmiştim, gerçi pek benzemiyor ikisi birbirine, bu daha ağır sanki. Günde 2 soda sayesinde kramplar hiç yok, kalça ağrısı fena ama. He bu hafta bir de bel ağrısı eklendi bu kalçaya. Az kaldı aaaz, en azından bu trimesterin büyük bölümü iyi geçecek.
Bir de minik kelebeği ilk kez hissettim bu hafta, ne hissedeceğini bilirsen daha çabuk anlaşılıyor. :)




16. Hafta:
Evime döndüm bu haftanın ortasında, yollarda yedim yedim durdum, e güzel tekirdağ köftesini nerede bulacağım, yiyecem tabi :)
Yol 4 saat sürdüğü için (molalarla birlikte) hiç yorulmadan evimize geldik. Hiç bir yerim ağrımadı, sızlamadı.

Bu hafta cinsiyet öğreneceğim için heyecanlı olduğum hafta.
Evin kendine gelmesi lazım, 1 aydır temizlik görmemiş. Bildiğin toz içinde. Ben nefes alamıyorum, he bir de alerji belasıyla uğraşıyorum haftalardır. Yazlık ormanlık alanda. Bütün tozutanlar beynime gitti, evimde rahat edeceğim derken burada da tozdan öldüm. Eve pazar günü döndük, salı gününe kadar temizlik yapılamadığından ben helak, bir de feci bir kalça ağrısı. Evde de ne çok iş varmış aslında.
Evde biriken domateslere biberlere çare bul, salı cuma temizlik yüzünden dolan dur. Sonuçta kalça ağrım çığrından çıktı.

Bir de şehit haberleri çok üzdü,belirsizlik ayrı üzdü, giden canlar ayrı üzdü. Herşeyin güzel olduğunu görebilecek miyiz ki gerçekten?

17. Haftanın ortasına geldim bile, umarım biraz daha hareketli hızlı geçer bu trimester. En kısa sürede blog yazılarımla döneceğim, hayat sadece hamileliğimden ibaret değil yani :)

Sevgiler
Özge

13 Ağustos 2015 Perşembe

Örgü Bebek Battaniyesi Modelleri

İlk çocuğumda da yaptığım gibi bu hamileliğimde de aynı şeyi yapıp ilk 3 ay bebeğime çöp bile almadım. Sanırım Alp'te 15. ya da 16. haftada almıştım.

Bugün klasik pinterest turlamalarımı yaparken, dedim ki hadi biraz bebek battaniyesi bakayım da, en azından Ekim sonu doğuracak arkadaşlarımın hediye battaniyelerine başlayayım. Çevremde 4-5 kişi aynı hafta doğum yapacak gibi görünüyor. Gerçi hepsine hediye yapacak halim yok tabi ama ikisi çok yakın arkadaşım, birini de o kadar çok seviyorum ve el işi birşeye kıymet vereceğine o kadar eminim ki, onada yapmak istiyorum o yüzden.

Hal böyle olunca, başladım turlamaya. Sonuç, hepsini istiyorum. Hem de kendime istiyorum.

Cinsiyetimiz henüz net değil, o yüzden cinsiyetsiz bir renk seçip te yapabilirim. Ya da zaten 2-3 haftalığına tatile çıkacağım, döndüğümde de başlayabilirim, döndüğümde 16. haftamızda olacağız -cinsiyet haftasııı-, kararsızım çoook kararsızım.

Oğlu olacak arkadaşıma yapacağım renkler ve ana model belli gibi gibi. Onu paylaşmayacağım ki bittiğinde sürpriz olsun.

Kızlardan birine tığ işi battaniye yapacağım. Daha önce kuzenime yapmıştım kızı olduğunda, iplerini temizleyip veremedim ama artık 1 yaş doğum gününe olacak :))) Aynı modeli yapmayı düşünüyorum ama henüz renklerine karar veremedim.

Diğer kıza ise henüz model kararı veremedim. Ayrıca renk için de karar veremedim ama doğa sever bir arkadaş olduğu için, kız olmasına rağmen sonbahar kızına yaraşır toprak tonları düşünüyorum aslında. 

Şimdi gelelim pinterestten bulduğum şahane modellere.

1- Sheep Baby Blanket:


Bayıldım bu modele, anlatımı bir kitapta olduğu için çözmek zamanımı alabilir ama annem bu konuda çok iyi olduğundan ona havale edeceğim ve  muhakkak yapacağım. Erkek olursa koyu gri veya hardal baz renk kullanmayı düşünüyorum, kız olursa da coral tonlarında bir baz renk yaparım sanırım. 
Pinterest linkine buradan ulaşabilirsiniz.

2- Umaro Baby Blanket:



Bu modelde bir ayrı güzel yani. Sanırım cinsiyet ne olursa olsun en süperi krem renk olacak bu modelin. Hiç oynamadan etmeden direk uygulanacak modeldir yani.
Ravelry linkine buradan ulaşabilirsiniz. 
Örnek ücretli maalesef. Kesin yapacağıma emin olursam alacağım kendisini.

3- Sleeping beauty baby blanket:


Bu da çok kibar değil mi? Kesinlikle yapımı çok kolay görünüyor. Umarım göründüğü kadar kolaydır gerçekten. 
Bunun için de kız ve erkeğe krem çok yakışacaktır diye düşünüyorum.
Ravelry linki burada . Ücretsiz örnek. Bence pdf hemen indirilip bir kenarda saklanmalı.

4- Fluffy white clouds blanket:


Bu da çok tatlı değil miiiii?
Erkek için muhtemelen böyle mavi bırakırım ben bunu, kız için de kesinlikle coralın açık tonlarından biri olurdu. 
Ravelry sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
UK dergisi olan knit now'ın bir sayısında yayınlanan bir örnekmiş. Ama bence örnek için para verip almaya gerek yok, baka baka harikalar çıkarabiliriz, Türküz sonuçta, var mı başka memleketin insanında bu kabiliyet.

5-Tresured Hairloom Baby Blanket:


Bu da beğendiğim son bebek battaniyesi. Lion Brand yayınlamış yanlış bilmiyorsam. İnanılmaz kolay ve bence çok şık duruyor.
İnce iple de çalışılabilir, kalın iple de . Boyutu ördükçe karar verilebilecek bir örgü olduğu için çok rahat çalışılabilir. Kare şeklinde olacak ki ben genelde kare severim.
Burada ravelry linki mevcut. Free pattern, yine bence pdf kenara muhakkak saklanmalı. 
Her renk çalışılabilir, her renk uyar bence buna, hatta kırçıllı iplerle çalışılırsa da çok güzel olacaktır.
Hediye yapmak için de kalın iple çalışıldığında son derece hızlı yapılabilir diye düşünüyorum.

Bugün pinterest çılgınlığımda ancak bu 5 tane örgü bebek battaniyesine indirebildim beğendiklerimi. Bir tane daha var ama onun sahibisi var :) o yüzden yayınlamıyorum hangisi olduğunu, bitsin öyle. 
Sizce eylül ortası tatil dönüşümde cinsiyet de belli olduğunda hangisini yapmalıyım? Yorumlarda bana fikir verebilirseniz çooook sevinirim.

Yarın 13. haftasında olan minnağı görmeye gideceğim. Tatil öncesi hazır kontrol süremdeyim görüşelim bi keyfi nasılmış görelim. :)

Sevgiler
Özge 

8 Ağustos 2015 Cumartesi

12. Haftadan Kalanlar

Herkese merhaba,

Misket limonumuzun ikili test haftasıydı bu hafta. En son 8. Haftada görüşmüştük kendisiyle. Tabii ki gummy bear tabir edilen ne olduğu belli olmayan bir tipi vardı :)

Bu haftaya kadar göbeğimin enteresan pörtlemesi dışında ve meşhur bulantılarım dışında hamile olduğumu pek anlayamamıştım aslında. Doktor randevusuna gittiğimizde kıpır kıpır kollu bacaklı inatla bize bakan bir veletle karşılaşınca ne olduğumu şaşırdım. Bir anda yeniden anne olacağımı anladım desem yeridir.

Ultrason boyunca misket limonumuz hiç durmadı. Sürekli zıpladı, sürekli kıpırdadı. Ense ölçümünü alamadık o yüzden. Doktorumuz haydi siz bir gidin de kahvaltı edin gelin dedi. Dönüşte yine aynı şekilde hiç durmayan bir bebekle karşılaştık :) Sonuç 1 gün sonra tekrardan doktorumuza gittik. Bu sefer uyku halinde yakaladığımız için hemen ölçümleri alındı. Burun kemiğimiz var ve ense kalınlığımız 1,03mm çıktı. Boyumuz 5,84cm ultrason haftası 12w2d. Kanımızı da verdik, sonuçları da bir kaç güne alacağız. (Doktor ile henüz konuşmadım ama sonuçlar normal görünüyor)

Gelelim esas olayımıza, oğluşum kardeşini ilk kez gördü. Kafası karışıp iki tane kardeş var sandı, büyük ekrandaki, büyük kardeş, doktorun ekranındaki de küçük kardeş oldu. Bebek ultrasona bakış pozisyonunda durduğu için sürekli sana bakıyor oğlum dedik heyecandan çatladı çocuğum. Sonuçta çok güzel bir tanışma yaşadık, hiç birşeyin farkında olmamasına rağmen heyecanı görülmeye değerdi.

Birazda kendimden bahsedeyim dedim, türk kahvesi ile aram düzeldi. Aslında yemeklerle de aram düzelmişti ama malesef son iki günüm kabus gibi geçti. mide bulantısı, sürekli bir uyuma hali. Önce 12. hafta bitti ve şikayetlerim geri döndü diye korkmuştum ama sanırım tamamiyle İstanbulun saçma nemi ve esmeyen havası hormon delirmesi ile karşı karşıya geldi bana hediye olarak bu iki günü verdi. Bir de vücudum halen tansiyon düşmesine alışmaya çalıştığı için o da mide bulantısı yaptı sanırım.

Bugün daha iyiyim, bir an önce hobilerime geri dönmeyi düşündüğüm için acayip sabırsız  durumdayım. Oğluşum öğlen uykularını kesti, ben de normalde 2-8 arası uyuyan biriyken 11:30- 9:30 arası uyku moduna geçtiğim için pek hobilerime ayıracak vaktim olmuyor malesef. Alp yatınca ben de biraz ortalığı toparlasam derken hop bir bakıyorum uykum gelmiş :)

Henüz yemek yapmaya başlamadım ama bu hafta yapmam gerekecek sanırım. Umarım soğanla girdiğim sessiz savaşı ben kazanırım.

Oğluşum ve eşimin zıplayan misket limonunu gördükten sonraki tepkisi böyle. Bakalım bir dahaki gidişimizde bebeğimiz ne halde olacak.

Sevgiler
Özge

5 Ağustos 2015 Çarşamba

9. Kampanya Avon alışverişi

Ben kendine müslüman avonculardanım. Satmayı denedim olmadı maalesef, kabiliyet meselesi kendisi. Pek te güzel alırım o ayrı.


Bu ay aldığım ürünlerin resimleri yukarıdaki gibi.

1- Ultra Color Kalem Ruj - Cherry Picked

Kalem ruj serisinden ilk kez aldım. Kalıcılığı yüksek ruj sevenler için bence sürümü kolay güzel kullanışlı bir ruj. 
Renk seçenekleri maalesef çok kısıtlı. 5 rengi var. Ben denemek için  Cherry Picked rengini aldım. bir gördüm şok oldum. Benim normalde ten rengim yüzünden hiç kullanamayacağım bir renk çünkü.
Katalog satışta en çok başımıza gelen bu maalesef, renkler beklenen gibi olmuyor. Ancak bugün denedim, normalde bronz allık kullandığımdan çok ta kötü durmadı. 


2- Mat Görünüm Veren Fondöten Bazı:

Güzel kokuyor :) Henüz bu sıcaklardan BB kremden başka birşey süremediğim için fondöten bazını denemek Eylüle kaldı.

3- İnce Çizgi Görünümünü Düzgünleştirici Losyon:

Annecimin kızım artık şu kırışık kremlerine başla diye söyleyip söyleyip durması sebebiyle alındı. Biraz kullanıp bununla ilgili de bilgi veririm.

4- 3'ü 1 Arada Temizleme Suyu:

Planım önce bununla bir makyajımı pamukla silmek sonrada yıkama köpüğümle tertemiz püripak bir sıfat elde etmek.
Bu aralar makyaj yapmadığımdan bu da Eylüle kalanlardan. Şu sıralar temizleme köpüğüm yetiyorda artıyor.

5- Reversalist +35 Cilt Bakım Kiti:

Bu da kırışıklarım sebebiyle alındı. Bence yok o ayrı.
Gündüz ve gece kremlerinin deneme boyları var içinde. Göz çevresi için olan krem normal boyda. Bir de temizleyicinin deneme boyu var. Eğer memnun kalırsam normal boylarını da alacağım. 

6- Supreme Oils Şampuan:

Yeni çıkan 5 güçlü yağlı ve besleyici şampuanı süper indirimde olunca denemek için azcık stok yapıldı. Biri anneme gitti kalan ikisi de anca benim saçıma yeter zaten.

7-Açılır Kapanır Aynalı Saç Fırçası:

Bu da anneciğime gitti. 

8- 3D Dolgunlaştırıcı Ruj Numuneleri :   

Yeni çıkan ruj serisinin numunelerinin hepisini aldım. Temsilcilere özel numune alımı yapılabiliyor. Ben numuneleri alırken iki şey düşünerek alıyorum. En çok kullanma olasılığım olan rujları satın alabilmek için numunelere ihtiyacım var. Bir de bazı renkleri kullanasım var diye alıp sadece 2 kez kullanıp sonra da maalesef çöpe gittiğini gördüğüm için, numuneler sadece maymun iştahımı doyurmak için bana iyi geliyor.

Bu aralar hamilelik sebebiyle giyim kuşam alışverişine ara verdim, kendimi kozmetiğe adadım gibi oldu.
Yeni alışverişlerle döneceğim sizlere.

Sevgiler
Özge



4 Ağustos 2015 Salı

Hu huu, burada birisi vaar :)

Yayınlarıma uzun süre ara vermiştim. Daha doğrusu hayatıma devam edemediğim bir kaç haftalık bir süreç vardı.

Haziran ortasında hamile olduğumu öğrendim :)

İlk hamileliğimde tam 12 hafta inanılmaz mide bulantıları ve yorgunluk çekmiştim ilk trimesterde. Bu hamilelikte de ona benzer oldu tabi :) Ama daha çok yiyebildiğim için ilkinde verdiğim 6 kilo yerine sadece 3 kilo verdim. Toparladım bile neredeyse kendimi.

12. Haftaya girdik bile. O yüzden rahat rahat artık paylaşımlarıma başlayabilirim :)

Birazcık ne olur ne olmaz korkusu birazcık düzenleyememeden ötürü yazdığım ama taslak olarak bıraktığım 3 blog postum vardı. Onları aşağıya ekleyeyim bari. 
Hobilerimden çok uzak kaldığım için ancak bunları paylaşabiliyorum şimdilik.

7 haftalık bebito:


Aslında gerçekte bu gönderiyi yazdığım tarih 05.07.2015. Ama muhtemelen siz en erken 2 ay sonra falan göreceksiniz. Belkide herşey bitmeden yayınlamam bile :)
Oğluşum şu anda 26 aylık. Kısmet derler ya oğluşum 33 aylıkken başına püsküllü belasını alacak :) Henüz sadece kalp atışını duyduğumuz bezelye kadar bile olmayan minnak hayatımızı değiştirmeye başladı bile.
İlk hamileliğimde de 5-7 haftalar arası çok sevmesemde maşallah herşeyden yiyebiliyordum, bunda doymak bilmedim 1 kilo bile aldım.
7 hafta bende bildiğin milestone. Yine yemeden içmeden kesildiğim, sadece biraz börek, biraz kek yiyebildiğim döneme girdim. Daha 7. Hafta bitmedi ama aldığım bir kilo da gitti hemen.
İlk hamileliğimde hep uyurdum, çok abartı geçmişti o ama tek tabanca olduğumdan beyime sen dışarıda ye deyip ben birşey yemeden yatıyordum. 13. Haftada kurtulup 15. Haftada tamamen normale dönmüştüm.
Bu hamilelikte oğlum aç kalmasın diye birşeyler yapmaya çalıştıkça iyice mutsuz oldum. 7. Hafta başlamadan şikayetler başlayınca annem bana taşındı. 2 hafta sonra kayınvalidemlerle değiş tokuş yaparlar artık. Ondan 2 hafta sonra da ya nasip ;)
Herşeyden tiksindiğim bu dönem çabuk geçsin diyor başka da birşey demiyorum. El işlerime bile yaklaşamıyorum, ne alakaysa o bile midemi bulandırıyor :(
8 buçuk hafta olduk bile:
Bana göre pek hızlı geçmeyen bir hafta sonra yine bir şeyler karalayayım dedim. 
Öncelikle kesinlikle bir önceki hamileliğim kadar zorlu bir durumda değilim. Onda sürekli uyudum, sürekli açtım. Şimdi de gerçi uyuyorum ama en azından sabah yumurtamı be bir adet biberimi yiyebiliyorum. Yanında da zeytinyağına bana bana yediğim bir dilim ekmek ve nutellalı ekmekle. Öğlene doğru anneciğimin elinden meyve tabağı, sonra bir adet tost. Akşam yemeği olarak ta bir adet haşlanmış patates. Akşam yatmadan hafif ekşi elma :) hem tatlılı hem tuzlulu ama en azından yiyebildiğim bir hamileliğim var bu sefer. 
Oğluşumda ilk başta 6 kilo verdiğimi söylemişmiydim hatırlamıyorum. Ama bunda henüz fazla kilo vermedim, umarım yine 6yı bulmaz şimdi hesap yaptım da kafadan, yine benimki bulmuş 3 kiloyu :(
Annemler bu hafta bakımıma ara verecekler. 
En çok oğluşuma üzüldüm çünkü hiç ilgilenemiyorum onunla, gerçi o şimdilik halinden memnun, dedesiyle oynuyor, anneannesiyle yiyor. İki hafta da babaanne ve dedesiyle geçirecek, sonra Özge oğluşun şımarıklığına son veremeyecek o ayrı :))


  
 11 bitiyor a dostlaaar:
Az daha dişimi sıkarsam sevgili ilk trimestere ba baaaysss diyeceğim. Mide bulantıları daha iyi durumda. Ama sevgili Temmuz bu sene bende yok gibi. Ağustos'un ikinci günündeyiz, daha mercimek çorbası ve şehriye çorbası dışında (pilav ve makarna da var tabi) yemek yapamadım. This means soğan kavrulmayan yemek tarifine ihtiyacım var a dostlar.
Bu hafta oğluşumla yalnızız, artık kaldık başbaşa. Sadece salı günü annem yemek getirip gidecek bize cumaya kadar yemeğim tam yani :) Ondan sonra da tatil hazırlıkları başlayacak. Umuyorum, Ağustos sonunda artık yemek yapmaya başlıyor olurum. 
Onun dışında iştah maşallah, her şeyi yiyemesemde yediklerimi iyi yiyorum bu hafta. 
Bir de göbüş meselesi, bu sefer çok daha erken belli etti kendini benim minik, sanırım bunda karpuz etkisi de var ama :) bakalım haftaya durumumuz ne olacak. 
Henüz kilo almaya başlamadım, -1 kilodayım hala. Oğluşta 7 kilo almıştım, bunda da kendime 10-12 arası izin veriyorum. Umarım beceririm. Beceremezsem lohusa deliliğime eklenecek kilo derdim ile birlikte hiç çekilmem sanırım ben. 
Bu haftadan bu kadar, haftaya ikili testimiz var. Ultrasona oğluşla gideceğiz, bakalım tepkimiz ne olacak. Onu da göreceğiz. Haberdar edeceğim herkesi. 
Sevgiler
Özge